ERASMUS İZLENİMLERİ – HAYDAR ASLAN

2004-2005 eğitim öğretim yılında bir yıl süre ile Ruhr Üniversitesi’ne giden öğrencimiz Haydar Arslan’ ın izlenimleri aşağıda yer almaktadır:

“Merhaba Arkadaşlar,

Socrates-Erasmus Öğrenci Değişim Programı herşeyden önce kültür ve eğtim programı olduğu için öncelikle, gideceğiniz üniversitede insanlarla olan diyaloğunuz çok önemlidir. Başlangıçta öğrenciler bu program hakkında yeterli bilgiye sahip olmayabilir. Açıkçası bu durum, programa başvuru yapmamak için bir engel teşkil etmez. Çünkü araştırma yapmak sizin elinizdedir. Belki de ilk bakışta sizi korkutan sebep; daha hak kazanmadığınız halde kazandığınızı düşünüp, yurt dışında nasıl düzen kurulabileceğinizi sorgulamanızdır. Eğer hayatınızda bir idealiniz varsa ve siz bu ideali gerçekleştirmek istiyorsanız bazı riskler almanız gereklidir. Yaşamınız boyunca karşınıza açıkçası çok fazla fırsat gelmeyebilir. Bu nedenle fırsatları tespit edip, iyi değerlendirebilmek, gelecekte sizin için çok büyük bir artı getirecektir.
Bu programın bana katkılarını düşündüğümde çok doğru bir tercih yaptığımdan kesinlikle bir kez daha emin oluyorum. Bu programa katılabilmeniz için ihtiyacınız olan sadece küçük bir cesarettir. Dünya çapında onbinlerce insan bu programın bir parçası olmak için büyük bir çaba gösterirken, bu programı dikkate almamak çok büyük bir hata olsa gerek.
Erasmus programına katılmaya hak kazandıktan sonra Almanya’ya gittiğimde kendimi açıkçası yalnız hissettim. Etrafınıza baktığınızda insanlar kendi düzenlerini kurmuş hayata devam ederken sanki bana hayatım bir anda durdu gibi gelmişti. İşte o anda gücünüzü gösterme zamanının geldiğini anlıyorsunuz. Ya bu hayat temposu içinde bocalıyacaksınız ya da yaşamınıza çok güzel bir yön vereceksiniz, herşey sizin elinizde. Öncelikle, başta da söylediğim gibi insanlarla kuracağınız iyi diyaloglarla çevrenizi genişletmeye çalışıyorsunuz ilk iki ay boyunca, diğer bir deyişle tatlı zorluklar çekiyorsunuz. Başlangıçta sizin gibi Socrates-Erasmus Programıyla gelen birçok öğrenciyle tanışıyosunuz ve yönlendirme kursu boyunca onlarla beraber kahvaltı yapıyorsunuz, birlikte Almanca kurslara katılıyorsunuz, farklı şehirleri geziyorsunuz. Bu şekilde onlarla tanışma imkanlarını iyi kullanma şansı yakalıyorsunuz. Sonuçta tanıdığınız insanlarda çevrelerini genişletecek olduğundan buna bağlı sizin de çevreniz genişlemeye başlıyor. Tanıştığınız farklı ülkelerden birçok insanla dost oluyosunuz ve paylaştığınız kültürlerle yeri geliyor onlar bir Türk gibi davranıyor, yeri geliyor siz bir İtalyan, İspanyol, İngiliz, Arjantinli, Ekvatorlu, Brezilyalı, Amerikalı, İsveçli….. ya da Polonyalı gibi davranıyosunuz. Bir keresinde çayımız bitmişti. İspanyol arkadaşlar Türk marketine gidip çay almışlardı ve gelip bize demlikle çay demlemişlerdi. Kendilerine teşekkür ettiğimizde bize Türkçe olarak “birşey değil, afiyet olsun” yanıtını vermişlerdi. Bu sadece yaşadığım binlerce anıdan sadece bir tanesi..
Yaşadığınız dostluklar o kadar güzel boyutlar kazanıyor ki, onlar sizden siz de onlardan hiç ayrılmamak istiyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki, koca bir sene su gibi geçmiş yaşadığınız mükemmel dostluklarla. Keşke diyorsunuz biraz daha zaman olabilse de daha fazla şey paylaşabilsek bu insanlarla. Erasmus sürenizin sonunda kapanış partisi veriyosunuz ve gelen arkadaşlarınıza baktığınızda yüzlercesi sizi gözyaşlarıyla uğurluyor. Arkadaşlarınızın hepsi sizi ülkelerine davet ediyor, siz de onları davet ediyorsunuz. 2006 yazında İspanyol arkadaşlarım kafile halinde beni ziyarete gelmişlerdi İstanbul’a. Sanki o anıları tekrar tazeledi bu buluşma.
İşte bu sebeple yaptığım tercihten gerçekten çok mutluyum ve beni tercih eden hocalarıma teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Haydar Arslan “